Yolda Olmak

Written by

in

Fortis fortuna adiuvat — yani “Talih cesurdan yanadır” sözünü John Wick isimli karakterin sırtında bir dövme olarak okuduğumda çok etkilenmiştim. Karakterin temel özelliğinin “saf irade” olması ise beni hayata dair anlamlı bir çıkarımda bulunmaya yöneltti. John Wick, bir yola çıktığında prensipleriyle, asla vazgeçmeyi düşünmemesiyle ve ciddiyetinden ödün vermemesiyle yaşama dair önemli ipuçları verdi.

Nazım’ın da ifade ettiği gibi, “yaşamayı ciddiye alacaksın.” Yüreğinden taşan ve seni yola çıkmaya sevk eden bir yaşam amacın olacak. Kendi bencilliğinin dehlizlerinde kaybolmadan, çıkarsız ve karşılıksız bir erdemin peşine takılıp cesurca bir yola çıkacaksın. Hangi yol diye sorgulamadan, yolda olduğunun bilincini ve sorumluluğunu taşıyarak.

Bir kere yola çıktı mı insan, yolda karşılaştıkları artık tesadüfi olmaktan çıkar. O yola çıkma cesaretini göstermenin ve o sorumluluğu taşımanın mükâfatlarıdır. Çünkü önemli olan o erdeme ulaşmak değil, onun peşine düşmektir. Önemli olan yolu tamamlayarak varmak değil, yolda olmaktır.

Yolda olmak, yolda olduğunun farkındalığını taşıyarak doğayla ve insanlarla kurduğun etkileşimi hakkıyla yaşamaktır. Schopenhauer’in sarkacı ikileminde olduğu gibi, tatmin duygusunun sıkıcılığıyla tatmin olamamanın ızdırabı arasında gidip gelmek değildir yolda olmak. Aksine, bu ikileme düşmeden yolda olmanın sana sunduğu deneyimleri zamanın ve mekânın hakkını vererek yaşamaktır.

Simyacı romanının bende oluşturduğu izlenim gibi, yolda olmak bir kendini keşfetme imkânı tanımakla birlikte bir olgunlaşma sürecidir aslında.

Ben de böyle bir yola çıktım. Nereye varacağımdan ziyade, yolda karşılaşacaklarımla ilgileneceğim. Yoldan topladıklarımla erdemli bir yolculuğun izini süreceğim.

Umarım yolda olmanın o heyecanını, anlamını ve farkındalığını tüm ihtişamıyla hissedebilirim. Umarım yolda olmanın verdiği hissi size dilim döndüğünce aktarabilirim.

İyi yolculuklar.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir